Acının da Anlamı Olur mu?

/ Hatice Kübra Meter /


Kitabın  Adı: İnsanın Anlam Arayışı

Kitabın Yazarı: Viktor E. Frankl

Dergimizin bu ayki temalarından birine uygun olarak sizler için bu yazımda ‘İnsanın Anlam Arayışı‘ kitabından bahsetmek istiyorum. 

Elbette böyle bir kitabı ve yazarı az ve öz anlatmak pek mümkün gözükmüyor. Çünkü gerek yazarın hayatı olsun gerekse kitabın içeriği ve verdiği mesajlar olsun sayfalarca üzerine yazılıp çizilebilir; saatlerce de konuşulabilir diye düşünüyorum. Bir adam düşünün: sıfırdan hayata başlamış ve hayatının en zorlu anlarında bile asla pes etmemiş. ‘Logoterapi’ nin fikir babası olarak biliniyor. Hümanist ve varoluşçu bir felsefedir. Motivasyon odaklı bir metottur. En basit haliyle Sigmund Freud ve Alfred Adler’ in düşüncelerinin devamı niteliğinde bir yöntemdir. 

20 . yüzyılın önde gelen psikiyatrlarından olan Frankl, otuzun üzerinde yabancı dile çevrilen ve bütün dünyada 12 milyondan fazla satan bu kitabında; kurucusu olduğu logoterapinin ilkelerini, ikinci Dünya Savaşı sırasında bir toplama kampındaki deneyimleri eşliğinde anlatmaktadır. 

İkinci Dünya Savaşı döneminde ailesiyle birlikte toplama kamplarına gönderilen yazar, yakınlarını bu kampta kaybetti. Frankl, 4 kamp değiştirdi ve yaklaşık 3 yıl ‘holocaust’ luğa maruz kaldı. Kamptan kurtulduktan sonra da ömrünün sonuna kadar hayatını kitap, psikoloji, nöroloji ve logoterapiye adadı. Büyük ödüllerden olan ‘Pfizer Ödülü’ nü aldı. 

İnsan bir yanı melek, bir yanı şeytan. Yürüdüğü hayat yolunda önünde hep iki seçeneği olan bir yolcu. Biri iyi ve zahmetli, diğeri kolay ve kötü. Nefs ve vicdan arasında geçen bir yaşam mücadelesi… Ali Şeriati’nin bu noktada güzel bir benzetmesi var: “İnsan parçası üzerindeki ‘0’ gibidir. Bir tarafında eksiler, bir tarafında artılar. İki tarafa da kayma potansiyeli var.” Artık bundan sonrası ise kişinin tamamen kendisine kalmış…  

Bir eser üretmek veya bir ağaç dikmek veya bir iş yapmak, üretken olmak ve dünyaya bir şekilde katkıda bulunmak.. Bütün bunlar yaşamımıza anlam katan şeylerdir. Sevgi,aşk, dostluk ve güzel olana dair ne varsa insanlarla etkileşime girmek yine yaşantımıza anlam katar. Peki ya insan acıya anlam katabilir mi? Kaçınılmaz olan acıyı hafifletebilecek olan şeyler de vardır; işte acıyı kabullenmek devamında ona bir ‘anlam‘ yüklemek yaşamımızı daha anlamlı hale getirebilir. 

Kitabı baştan aşağı altını çizerek okudum hatta altını çizdiğim yerleri defalarca okuduğumu ifade edebilirim. Özellikle beğendiğim birkaç alıntıyı da burada sizlerle paylaşmak isterim:

“Bir insanın acı çekmesi, boş bir odadaki gazın davranışına benzer. Boş bir odaya belli bir miktarda gaz verildiği zaman, oda ne kadar büyük olursa olsun, gaz odanın tamamına yayılır. Ne kadar küçük ya da büyük olsun, acı da insanın ruhuna ve bilincine tamamen yayılır.

Dolayısıyla insanın çektigi acının “büyüklüğü” kesinlikle görecelidir.”

“Bir insanın kendi kaderini ve içerdigi olanca acıyı kabul ediş yolu, kendi davasını seçiş yolu, ona, en ağır koşullar altında bile, yaşamına daha derin bir anlam katma fırsatı verir.”

Dr. Frankl’ ın esasen kitabında verdiği en güzel mesaj şudur: “Bir insan ne kadar acı çekerse çeksin ve acının kaçınılmaz olduğu durumlarda bile tutunabileceği bir ‘anlam‘ bulabileceğini savunur. Bu eser hayatta kalmanın değil de, yaşamanın nedenini arayanlar için bir pusula olabilir, kesinlikle aşırı tavsiye içeren bir kitap bırakıyorum, hem okuyun hem de kütüphanenizde bulunsun… 


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yukarı ↑