/Zühre Dergi/ Zühre Dergisi: Siz, çok yönlü bir sanatçısınız. Şair, yazar, araştırmacı, tiyatrocu. Sizce edebiyat ve yazarlık nedir? Sunay Akın: Edebiyat, hayatın doğal bir parçasıdır. Öyle olmalıdır. Çünkü edebiyat ve şiir, dünyayı daha yaşanılabilir kılma aracıdır. İnsanlara bilgi aktarmak için değil daha çok duygu ve düşünme biçimi kazandırmak için vardır. Edebiyat, insana farklı bir göz... Okumaya Devam et →
Firûze
/ Zeynep Kar / "Güzelliğinin ve tebessümünün altında gizli bir hüzün saklayan, kaderi yüzüne gülmeyen her kadın bir Firuze'dir." (Zeynep Kar) "Hayat nasıl da dramatik! Şu yaşananları bir kitapta okusaydım oturup ağlardım Harry. Oysa bunlar benim başıma geldi ve her şey bana öyle inanılmaz geliyor ki bir damla gözyaşım akmıyor." diyor Oscar Wilde, Dorian Gray'ın... Okumaya Devam et →
Okur-Yazar
/ Selahattin Serçe / "Seni âleme yazan kalem, gözlerimi de yazdı; Ve aşk ile okudum, Yâr varlığını." (S. Serçe) Kitap üçtür. Üç kitabı okumayan, yeryüzünde yazılmış bütün tabletleri, sayfaları, kitapları okusa, üstüne bir de ezber etse boştur. İlahi beyan, Tevrat'ı okuyup da anlamayanlar, anlayıp da hal edinmeyenler üzerinden "Sırtında kütüphane yüklü merkep" benzetmesi yapıyor. ***... Okumaya Devam et →
40’ıncı Oda’dan: Nazar-ı Aşk
/ Selahattin Serçe / Hayli zaman oldu, Şu kesret-i dünyaya ayak basalı. Açıldı da sayfa sayfa hayat masalı, Senli sayfalara geleli söktüm okumayı, yazmayı; Basâret nuru düştü, bakar kör gözlerime; İlk kez görür oldum, Cemâlini gönlümün duvarına asalı. Elleri vardı herkesin; Seninkilerse bir cennet kelebeği avuçlarımda. Saçları vardı herkesin; Senin zülüflerinse, Göğsüme serilen cennet ipeği.... Okumaya Devam et →
Özgürlük Yolu: Af
/ Ali Dolgunyürek - Pedagog ve Aile Danışmanı / Gönlüm der, “bırak içinden nefreti, öfkeyi” Nefsim der, “herkese ver hak ettiği öfkeyi” Aklım der, “değerini belirleyen sen mi, öfken mi” Ruhum der,” özgürlük için affetmen yeterli.” İnsan hayatındaki en ağır zincir, başkalarının ona yaptıkları değildir; o yaşanmışlıkları zihninde ve kalbinde taşımaya devam etmesidir. Öfke, ilk... Okumaya Devam et →
Kıyametten Önce İçimde Koptu Dünya
/ Ali Dolgunyürek / Soğudum artık dünyanın aldanışından, Bir kor düştü gönlümün en derin volkanından, Ne servet çağırıyor, ne saltanat, ne taç; Özne varsa hakikat, nesne bir araç. Herkes koşar mülk diye, gölgeler peşindeler, Ben ise bir nefeste ararım gerçek yüzler. Lokma bile bazen yük, şöhret bir paslı zincir; Özgürlük, içte yıkılan son putla gelir.... Okumaya Devam et →
Ah Annelik…
/ Hatice Kübra Meter / Epey bir zamandır ara vermek zorunda kaldım. Sadece yazılarıma değil her şeye. Zira beynim düşünme becerilerini yitirmiş gibiydi. Şok hali gibi düşünün. Elimde biberon-emzik, onları arıyorum evin içinde… Hepimiz yaşamışızdır bu hali. Annelik bambaşka bir şey, evlat sevgisi çok özel bir mucize. Ama nnelikten önceki yaşantımı özlediğim de doğrudur. Bu... Okumaya Devam et →
Tükenmenin Kıyısında Adı Sevda
/ Çiğdem Coşkun Çay / İnsan bir ilişkinin içinde değil de eşiğinde yaşadığını fark edince misafir gibi kapının önünde beklediğini anlar. Ne çıkıp gidebilen ne de kalabilen, bir umutla o eşiği terk etmeyen bir insana dönüşür. Bu çağda, aynı ekrana bakan insanların arasında görünmez mesafeler var. Bir telefon kadar yakın olan ama bir o kadar... Okumaya Devam et →
E-Dergi
E-Derginiz için tıklayınız!
E-Dergi
E-Derginiz için tıklayınız!
Yıldız İbrahimova: Sanat İnsanları “Bir”liyor
/Zühre Dergi/ Zühre Dergisi: Siz Bulgaristan’da doğdunuz, sanat hayatınıza orada başladınız ve sonra Türkiye’ye geldiniz. Müzik hayatınız nasıl başladı? Yıldız İbrahimova: Ailemizde müzik daha ben doğmadan vardı. Annem 1920’lerde başlıyor. Babamın da çok güzel ve mikrofonik sesi vardı. Sofya Radyosu’nda müzik ve çeşitli programlar yapıyordu. Müziğe ilgimi, ses rengimi hem babamdan hem annemden almışım. Beş,... Okumaya Devam et →
Yabanda Açan Bir Gül: Didem Madak
/ Zeynep Kar / Sözünü sadece hayrı konuşmaktan yana kullanarak, sevgiden, bilgiden, doğruluk ve iyilikten ışık alan, hissiyatları hiss-i has, hoş sohbet bir hocam vardı. Bir yandan gönülleri rahmet suyuyla yıkar, diğer yandan da eserlerinden ‘Müessir’e ulaşmanın ikliminde, gönülden gönüle bir köprü kurardık kendisiyle. Her insan gibi o da kendisine âlemde bir yer edinme, bir... Okumaya Devam et →
Binberzah’taki Müşahit
/ Selahattin Serçe / Mevt-i kalbim aşkın ile dirildi;Rahman nefesinden rahmaniyet verildi. (S. Serçe) “Şu tepeye çıkıp etrafı biraz seyredelim.” Herhangi bir seyahatte güzel bir yere denk geldiğimizde, kendimiz veya yanımızdaki birisi mutlak böyle bir şey söyler. Ve çoğu kez çıkıp o tepeye, seyranı seyirle taçlandırırız. Çünkü güzellikleri temâşâ etmek, “derin fıtratımız”dır bizim. Sayısız esma... Okumaya Devam et →
Bişr-i Hâfi Gibi
/ Selahattin Serçe / Yalın ayak gel bana, Ayakların toz toprak, Misl-el Hâfî koşarak; Aşk değil mi eyleyen, Cümle varı pür-i pak. Ben de seyyâhî kulum, Bir ömür koştum durdum; Nihâyet-i İsrâ'da, Sanaymış meğer yolum. Aşkı getirdin cana, Benlik sende kayboldu; Aradı yana yana, Senliği bende buldu. Can dediğin bir nefes, Onu da sen aldırdın.... Okumaya Devam et →
Dört Yüz, Tek Hikaye
/ Ali Dolgunyürek - Pedagog ve Aile Danışmanı / İnsanlık tarihi boyunca insan; iyilikle kötülük, ışıkla karanlık, düzenle özgürlük arasında gidip gelen karmaşık bir varlık olarak ele alınmıştır. Farklı kültürler, dinler ve mitolojiler bu gerilimi; Tanrı, melek, şeytan ve insan metaforlarıyla açıklamıştır. Bu yazıda, bu dört özneyi dışsal varlıklar olarak değil, insanın içsel evreninin katmanları... Okumaya Devam et →
Sevginin Uğramadığı Evlerin Yetimleri
/ Çiğdem Coşkun Çay / Bazı şehirlerin yetimhaneleri apartmanlarda, sitelerde olur. Dışarıdan baktığımızda dumanı tüten, yemeği pişen evlerdir oralar. Bu evlerde görülmeden, duyulmadan büyüyen çocuklar vardır. Onlar, bu evlerde kendilerini kimsesiz hisseden, kendi evlerinin yetimhanesinde büyüyen çocuklardır. Anne babasını kaybeden çocuklara Anadolu topraklarında yetim, öksüz denir; peki ya anne babası var ama yok olanlara? Bir... Okumaya Devam et →
“Hayat” Metrosu
/ Semranur Paçacı / Kalabalığın içindeyim. Metro rayların üzerinde metal bir kalp gibi atarak ilerliyor. Her sarsıntıda bedenler birbirine çarpıyor; omuzlar değiyor, dirsekler sürtünüyor, bir yabancının nefesi boynuma kadar ulaşıyor. Parfüm, ter, demir ve acele kokusu birbirine karışmış. Bu kadar yakınız birbirimize. Ama yakınlık, ait olmak değildir. Tavan tutamaklarına asılı eller görüyorum. Kimi nasırlı, kimi... Okumaya Devam et →
Karpuz Çatlatmak
/ Nurcan Kocaman / Kahve almak için makineye doğru yürüdü. Haziran ayının başlarıydı ve havalar bu yıl erkenden ısınmaya başlamıştı. Ofisteki klima dün arızalandığı için içerisi sauna gibi olmuştu. Bu sene, yıllık izne çıkamayacaktı; borcu vardı, yeni araba almıştı çünkü… Bu dört duvar içinde bir yaz mevsimi geçireceğini düşünmek onun içini sıkıyordu. Şimdiden alnından boncuk... Okumaya Devam et →
E-Dergi
E-Derginiz için tıklayınız!
E-Dergi
E-Derginiz için tıklayınız!
Atalay Demirci: “Mizah Ciddi Bir İştir”
/Zühre Dergi/ Zühre Dergisi: Yaptığınız işi nasıl tanımlıyorsunuz? Atalay Demirci: İnsanlara ayna tutuyorum. Günlük hayatın olağan akışında yaşadıkları ama o an farketmedikleri komik tarafları bulup “bakın ne kadar da komiksiniz” diyerek gösterme sanatı bizimkisi. Kendi hallerine farkındalık kazandırmak. Örneğin bir stadyumda trübünlerdeki binlerce insana bir futbolcu gelip yumruk hareketi yapıyor; onlar da alkışlayıp “oley” diyor.... Okumaya Devam et →
