Ah Annelik…

/ Hatice Kübra Meter /


Epey bir zamandır ara vermek zorunda kaldım. Sadece yazılarıma değil her şeye. Zira beynim düşünme becerilerini yitirmiş gibiydi. Şok hali gibi düşünün. Elimde biberon-emzik, onları arıyorum evin içinde… Hepimiz yaşamışızdır bu hali.

Annelik bambaşka bir şey, evlat sevgisi çok özel bir mucize. Ama nnelikten önceki yaşantımı özlediğim de doğrudur. Bu yüzden içinde bulunduğum duruma adapte olmak gerçekten çok zor oldu benim için. Çok şükür artık normal hayatıma dönmeye başladım. Biiyorum ki bu anlar bir daha gelmeyecek, o bir daha bebek olmayacak; bu yüzden bunları bilerek, kabullenerek yoluma devam etmeye çalışıyorum, onu sevgiyle kucaklıyorum.

Okumalarım, sosyal hayatım, çlışmalarım, beşeri işkilerim… Hepsi sekteye uğradı; tabi bunla birlikte ortaya çıkan sağlık sorunlarım… İlk çocuktan sonra bunca ara verince, yeniden anne olmanın benim için nasıl bir duygu olduğunu tarif etmek çok ama çok zor…

Fiziken zorlandığımı da itiraf etmeliyim. Özellikle kendi işini kendi yapmaya alışmış, yardım istemekte zorlanan, özgürlüğe ve rahat yaşamaya alışkın, kontrolcü, mükemmeliyetçi ve titiz birisi iseniz varın gerisini siz düşünün. Annelik sil baştan yeniden formatlıyor insanı. Ben de şu an bütün huylarımı törpüleyerek bebeğimle yeniden yaşamaya, onunla yeniden büyümeye başladım.

Bir yerde okumuştum ve tabir çok hoşuma gitmişti: “Pro max Annnelik”. Kendimi böyle ifade ediyorum. Tabi bir de yaşın ve ikinci kez anne olmanın verdiği tecrübeler var ki; bu yüzden anneliği hep olumsuz ve zahmetli yönleriyle anlamak, hem haksızlık hem de Rabbim’e karşı şükürsüzlük olur. 

Açıkçası sizlere yeni kitap ve sinema tavsiyeleri ile geldim demeyi çok isterdim lakin gelemedim. Elimde okuduğum kitabım var ama henüz bitiremedim. Annelik işte tam olarak bu. Temizliğe başlıyorum evin yarısı kalıyor. Sıcak çay alıyorum yarısı bardakta kalıyor. Dışarı çıkıyoruz, ağlıyor, durmuyor dönmek zorunda kalıyoruz. Evi toplamaya başlıyorum, bulaşıklar yarım, oyuncaklar ortada… Annelik, herşeyin biraz eksik biraz yarım kaldığı… Ama sevgiyle sarılan, uyandığında sevgiyle bakan, kucağına al beni diye mızırdanan bir çift göz… Kokusu cennet kokusu… Bize bu dünyada verilmiş emanetin en kıymetlisi…

Velhasıl birazcık daha zaman; inşallah yakında kitap ve film analizlerinde yeniden birlikte olacağız. Yazımı şu güzel dua ayetiyle bitirmek istiyorum: “Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara rehber eyle.” (Furkan/74)

Allahumme amin…


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yukarı ↑