Kitabın adı: Kendinle Savaşma Sanatı
Yazarı: Ichiro Kishimi- Fumitake Koga
Yayınevi: Koridor
Tür: Eğitim, Kişisel Gelişim
Konusu: Bir filozof ve genç bir adamın, Freud ve Jung’la birlikte on dokuzuncu yüzyılın en önemli isimlerinden Avusturyalı psikoterapist Alfred Adler’in önünü açtığı yolda deneyimledikleri beyin fırtınası, Japonya’da milyonlarca insanın hayatını değiştiren bir fenomene dönüştü(Japonya intihar vakalarının çok olduğu ülkeler arasında) ve şimdi de size duygularınızdan korkmadan yaşamanız, geçmişin zincirlerini kırarak özgürleşmeniz ve kendiniz olmanın önündeki en büyük engele yani kendinize karşı savaştan galip çıkmanız için gerekli strateji ve felsefeyi sunuyor.
İnceleme: “Mesele dünyanın nasıl bir yer olduğu değil, senin nasıl birisi olduğun…”
Hayatta bazı karşılaşmalar vardır, bir gün tevafuken önemsizce elinize aldığınız bir kitap ya da karşılaştığınız birisi hayatınızı değiştiriverir, bir anda hayata farklı bir pencereden bakmanıza sebep olur. Batı felsefesi ve Adler psikolojisinde uzman isim olan Ichiro Kishimi ve ödüllü makale ve kitap yazarı Fumitake Koga’nın birlikte Sokrat ve Eflatun ikilisine benzer bir ilişki kurarak diyaloglar eşliğinde yazdıkları kitap Alfred Adler’ in ‘Bireysel Psikoloji’ si üzerine oturtulmuş. Kitap belli başlı bir kaç düşünce üzerinde de hayatın içerisinden örneklerle temellendirilmeye çalışılmış.
-Neden mutlu olamıyorum?
-Özgürlük nedir? Nasıl özgür olurum?
-Duygularımı kontrol edebilir miyim?
-Özgüven eksikliği ile nasıl başa çıkabilirim?
-Aşağılık kompleksi nedir?
-Üstünlük arayışı nedir?
-Hayatın anlamı nedir?
Bu ve bunun gibi soruları anlaşılır cevaplar verilmiş.
Çoğu insan gibi benim de kişisel gelişim tarzı kitaplarına karşı ön yargım var. Sorunlar ortaya konur ama çözüm önerileri sunulmaz ya da meseleler havada asılı kalır. Bu kitap bu noktada ön yargılarımı bertaraf etti.
“Sadece geçmiş nedenlere odaklanır ve her şeyi neden- sonuç ilişkisiyle açıklamaya çalışırsak “determinizm”e gideriz. Bunun bize söylediği şey şu anımızın ve geleceğimizin çoktan geçmiş olaylar tarafından belirlendiği ve değiştirilemez olduğudur.” Freudyen bakış açısında neden-sonuç ilişkisi yani geçmişte yaşadığımız şeyin şu an bizi etkilediği varken, Adler bakış açısında “geçmiş şu anı yönlendiremez, biz iyileşmek istemediğimizde bunu bahane olarak kullanırız” düşüncesi var. Bu yüzden, “Adler psikolojisinde travma kesinlikle reddedilir. Halbuki Freud bir kişinin ruhsal yaralarının (travmalarının) onun şimdiki zamandaki mutsuzluğunun nedeni olduğunu öne sürmüştür. Ama Adler şöyle söyler: “Tek başıma hiç bir deneyim, başarımızın ya da başarısızlığımızın nedeni değildir. Deneyimlerimizin yarattığı şok yüzünden sıkıntı çekmeyiz; bunları amaçlarımıza uyduğu şekilde biz yaratırız. Bizi deneyimlerimiz belirlemez ama bunlara verdiğimiz anlam kendi kendisini belirler.” Aslında denmek isteniyor ki, etiyolojide (neden bilim) kalırsan geçmişe bağlı kalırsın ve asla mutlu olamazsın. Bakınca haklı gibi ama ben travma meselesini tamamen reddetmenin de doğru olmadığı düşüncesindeyim. Elbette geçmişin arkasına saklanarak bugüne onu bahane etmek ne kadar yanlışsa geçmiş yaşantılarımızın etkisini tamamen reddetmek de bir o kadar yanlış olur. Mesela ilgiyle takip ettiğim Travma, Bağımlılık, Stres uzmanı yazar Gabor Mate, travmayla ilgili şöyle diyor: “Travma olaylar değildir, travma Yunanca yaralanmak demek, yani travma taşıdığımız bir yara, başımıza gelen olayların sonucunda içimizde neler olduğudur. Travmayı bedenimizde yansımaları bulunan ‘içsel bir yara’ olarak tanımlamak onu iyileştirmeye yardımcı olur.” Ben de bu düşünceye katılıyorum. Kitabın sonuna doğru hayatın anlamsız olduğu ama ona anlam verenin kişi olduğu söyleniyor, işte kişisel gelişim ya da psikoloji kitaplarının handikapı da biraz bu sanırım: Din olmadığı zaman her şey anlamsız kalıyor, rahatsız ediyor. Ben şu ayetle meseleyi kapatmak istiyorum:
“Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.” (Zariyat/56)
Son olarak eğer “Dervişin Teselli Koleksiyonu”, “Simyacı”, “Mutlu Olmak İsteyen Adam” ya da “Ferrarisini Satan Bilge” tarzı bir kitap okumak isterseniz o halde buyrun…Okuyan gözleriniz dert görmesin..
Hatice Kübra Meter



Bir yanıt yazın