Bir Direniştir Yaşamak

/ Halenur Daldal /


Adil olmayan her şey kadar yanlı ve yanlış. Kendine hak, başkasına müstehak.

Hay Hak. Nedir bu gaflet ve dalalet?

Ve dâhi kibir? Ya sabır.

Cehalete delalet.

“Bilmezdim kelimelerin kifayetsiz olduğunu, bu derde düşmeden önce.” Attila İlhan. Orhan Veli Kanık. Aklım daimi bir sanık. Ve kanıksadık, adil olmayan her şey kadar yanlı ve yanlış olan her şeyi.

Şöyle tertemiz delirelim.

Adalet nerede diye büyük büyük bağıranlar!!!

Evlerin adaleti mi var?

Sokakların caddelerin kentlerin adaleti mi var?

Kimi yollar bozuk…

Kimi evler güneş alıyor…

Kimi çocuklar akıllı,…

Kimi çok seviliyor, kimi yoksun sevgiden. Bu düzeni değiştirmek için ne yaptın? Gerçekten sevdin mi mesela? Ferdi Tayfur, Müslüm Gürses. Hep birlikte gür sesle: “Koorkmaa Söönmeez.”

Okuduğun marştan bîhaber dostum, sen sanki çok mu adilsin? Kendi cehenneminle kaç kişiyi yaktın? Farkında bile değilsin.

Cek cek konuştuğunu aksettirmediğin hayatını yavaşça yere koy. Kaldır elleri. Otur sıfır.

Şöyle tertemiz bi delirebiliriz.

Evlerinde dinlenebilen kadınlar bile var inanır mısınız?

Evleri yakılmış kadınlar da.

Sizi şükürsüzlükle şuçlayabilirler. Sizin derdiniz adil olan her şey kadar güzel ve doğru olan şeylerin olabilitesini düşlemekti. Ben biliyorum.

Bu çağda delirme hakkını elinde bulundurmak haktır.

‘Bu çağda normal olmak, başlı başına bir deliliktir.’

Anlıyor musunuz?

Delirmek yanlış bir şey değildir.

Yanlış olan, yanlış olmaktır.

Anlıyorsunuz değil mi?

Zaman akmıyor sanki. Saatler durmuş bugün. Barış Manço, Cem Karaca. Beni siz delirttiniz, evet evet siz.

Teşekkürler.

Şimdi son söz niyetine bir nutuk:

Bak dostum;

Bu dünya hiçbir zaman cennet olmadı. İyinin hep iyi, kötünün hep kötü olduğu bir masalın içinde de değiliz. İnsanlar gri. Hayatın kendisi gibi.

Duruma göre değişen kararlar, tavırlar ve hatta değerler. Birine, bir şeye bakarken kıymeti değil, ederi hesaplayan insanlar. Bir bakmışsın iyi, bir bakmışsın kötü. İnsan, insanı afallatan bir varlık.

Balık mı baştan kokuyor yoksa deniz hepten mi bulanık? İkisi de. Bir fasit döngü bu. Karamsarlar, realistler, optimistler, hayalperestler. Elitler, burjuvalar, aristokratlar, köylüler. Ve işte bilmemne bela ırksal meseleler, bize kaldırıldı diye yutturulan. Adi sınıf ayrımları içinde fikir yürütmeye, duygu üretmeye, hak aramaya, yaşamaya çalışan insanlar. Sanki bir mikser gibi çırpıyor bizi gezegen. Ve çırpınıyoruz.

Bu hayat bir Roller coaster, insanlar da öyle. Grinin tonları arasında.

Bu dünyanın “bir kaç damla kan ve bin endişeden” oluşan öfkeli, üzgün ve yorgun insan vatandaşları bir hayat sürme telaşında. Bu dünyanın umarsız mutlu insan vatandaşları “cehalet mutluluktur” diye diye bir köpek balığının keskin dişlerine doğru mutlu mutlu kulaç atmakta.

Siyah ve beyazlar yok mu demiştim? Var üzgünüm, var elbette. Griler biz ortalama ölümlüler için geçerli.

Mazlumlar, masumlar, yetimler, katiller, cellatlar ve zalimler… Onlar cennet ve cehennem hizasında. Bu bambaşka bir imtihan, bambaşka bir tezgah.

Ne olursa olsun yokuşların ve inişlerin en sonu “bitiş “çizgisi. Tuzaklı, menzilli bu sarp yolun sonunda biteceğiz, hakikate uyanmak üzere.

Oraya varmadan evvel uyan. Uyan, tüm illüzyonların aldatmacalarına.

Zulme mi uğruyorsun? Uyan dostum.

Zulmetmekte misin? Kendine, yanına, yörene.

Ve nasıl? Uyan.

Parmağını dik dik sallarken kendine kör, hayata bonkör müsün? Ya da tam aksi? Uyan.

Hakikat tektir. Denge şarttır. Doğruluk farzdır. Hangi konumda olursan ol. Nerede çırpınırsan çırpın.

Tavrını kuşan.

Bu dünya adil değil, kendi içinde tutarlı ve dürüst ol.

Al başını iki elin arasına, koy elini kalbinin üzerine.

“Bu ahlaksız oyunlara devam etmek günah.”

Uyan artık, uyan.

Uyan dostum, uyan. Mor ve Ötesi…

Tekrar teşekkürler.


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yukarı ↑