/Zühre Dergi/
Zühre Dergisi: Edebiyatla tanışmanız nasıl oldu? İlk okuduğunuz kitaplar ve şairler kimlerdir?
Nurullah Akçayır: Edebiyatla ilk tanışmam ortaokul çağlarında oldu. O yıllarda Halk Müziğine olan ilgimden ötürü öncelikle Pir Sultan Abdal, Karacaoğlan, Erzurumlu Emrah, Aşık Sümmani gibi önemli halk ozanlarının eserlerini ve hayat hikayelerini okumaya başladım. Herkesin de bildiği gibi bu kıymetli halk ozanlarımızın Türk Halk Müziğine olan katkısı çok önemli. Ayrıca, Ömer Seyfettin’in Kaşağı’sı, Halide Edip Adıvar’ın Ateşten Gömlek’i bende o zamanlarda iz bıraktı. Mehmed Fuad Köprülü’nün Türk Saz Şairleri Antolojisi’ni okuduğumda ise halk ozanlarına olan ilgim daha da arttı.
Zühre Dergisi: Size göre edebiyat, insanın kültürel kimliğini nasıl etkiliyor?
Nurullah Akçayır: Edebiyat bence herkesin hayatında olması gereken bir ilim; çünkü insan okudukça ufkunu genişletir, dünyaya bakış açısını değiştirir, çok boyutlu düşünmeyi öğrenir, edinmediği tecrübeleri okuyarak öğrenir, okuyarak farklı kimliklere girip farklı hayatlar yaşar. Okuyarak tarihini, özünü, inancını, geleneğini, insanın özünü, yaşadığı ve yaşamadığı coğrafyayı öğrenir. Böylece edebiyat, bireyin hem kendini hem de toplumunu daha derinlemesine anlamasını sağlayarak kültürel kimliğinin oluşumunda önemli bir yere sahiptir.
Zühre Dergisi: Bir Erzurumlu olarak, Erzurum’un ruhu size nasıl ilham veriyor?
Nurullah Akçayır: Kadim şehir Erzurum; bağrında nice evliyalar ve ozanlar yetiştirmiştir. Köklü geleneği, zengin göreneği ve benzersiz kültürüyle bu kadim toprakların bir evladı olmaktan her daim onur duyduğum; Cumhuriyetimizin temellerinin atıldığı, tarihimize yön veren, milletimizin kıymetli mihenk taşlarından biri olan müstesna bir ilimizdir. Geçmişte yaşamış olan İbrahim Hakkı’dan, Alvarlı Muhammet Efendi’den, Emrah’dan, Sümmani’den, Reyhani’den aldığım ilhamla ben de sanat hayatımda her platformda Erzurum musıkî kültürünü en iyi şekilde temsil etmenin haklı onurunu yaşıyorum.
Zühre Dergisi: Bugünün edebiyat dünyasında eksik kaldığımızı ya da gelişmesi gerektiğini düşündüğünüz yönler nelerdir?
Nurullah Akçayır: Bugünün edebiyatında güzel işler elbette var, ama eksik kalan yönler de yok değil. Özellikle derinlikli, düşündüren metinlere daha çok ihtiyaç duyuyoruz. Yeni yazarların sesini duyurması zor; farklı hayatların, kültürlerin hikâyeleri ise yeterince yer bulamıyor. Biraz daha cesur, biraz daha içten bir edebiyat hepimize iyi gelirdi.
Zühre Dergisi: Geleneksel kültür ile modern kültür arasında sizce bir köprü kurulabilir mi? Bu konuda neler yapılabilir?
Nurullah Akçayır: Edebiyat, eskiyle yeniyi buluşturmanın en güzel yollarından biridir. Geleneksel hikâyelerimizi günümüzün diliyle anlattığımızda hem köklerimize sahip çıkmış oluruz hem de bugünün insanına dokunuruz. Böylece geçmişle bugün arasında sıcak, canlı bir bağ kurulmuş olur.
Zühre Dergisi: Küreselleşme çağında yerel sanat ve kültürü korumak sizce nasıl mümkün olur? Bir sanatçı olarak yeni nesle ne gibi tavsiyelerde bulunabilirsiniz?
Nurullah Akçayır:Küreselleşme hızla ilerlerken bizim için en değerli şey köklerimize sahip çıkmak. Bir Türk Halk Müziği sanatçısı olarak gençlere şunu söylemek isterim: Öncelikle kendi kültürünüzü, o eski ezgileri, hikâyeleri iyi öğrenin ve sevin. Onları sadece geçmişten kalan bir şey olarak görmeyin; bugünle buluşturup yeniden canlandırın. Teknolojiyi korkmadan kullanın; şarkılarınızı, hikâyelerinizi daha çok insana ulaştırın. Ama özünüzü, ruhunuzu kaybetmeyin. Çünkü kültürümüz, bizim yaşattığımız sürece canlı kalır. Yeni nesil olarak hem geçmişin sesini taşıyın hem de kendi renklerinizi katın; böylece hem köklerimiz güçlenir hem de yolumuza ışık olur.
Zühre Dergisi: Size en çok ilham veren bir şiir, bir resim veya bir eser var mı?
Nurullah Akçayır: Bir Erzurumlu olarak etkilendiğim Saadettin Akatay’ın yazmış olduğu Erzurum Bar şiiri beni çok etkilemiştir.
Yüzyılların ardından kopup gelen bir vakar,
Kahramanlık, yiğitlik, erlik destanıdır bar.
Bu oyunda gör bizi, geçme sakın ıraktan,
Gözün varsa seçersin, barda karayı aktan.
Doğu’nun sınır taşı, Erzurum’un dadaşı,
Efesi var İzmir’in, eğilmez Türk’ün başı.
Zühre Dergisi: Zühre Dergisi’nin taşıdığı edebî ruhu nasıl değerlendiriyorsunz?
Nurullah Akçayır: Zühre Dergisi, bence edebiyatın yüreğini taşıyan, hem geleneği sahiplenen hem de yeni seslere alan açan çok özel bir dergi. İçindeki yazılarda samimiyet var, içtenlik var; Anadolu’nun rüzgârı, halkın sesi duyuluyor. Genç sanatçılara ve edebiyatla ilgilenen herkese şöyle bir tavsiyem olur: Kaleminizi cesurca kullanın, içinizden ne geçiyorsa samimiyetle yazın. Kendinizi kalıplara sıkıştırmayın ama köklerinizi de unutmayın. Zühre gibi dergiler sizin sesinizi duyurmanız için bir fırsat; okuyun, yazın, paylaşın. Unutmayın, edebiyat sadece güzel sözler değil; yürekten gelen, gerçek olan her şeydir.


Bir yanıt yazın