/ Semranur Paçacı /
Kayboldum.
Sokaklarda değil, insanların arasında değil,
kendi hayallerimin tam ortasında.
Ne sağa gidebiliyorum,
ne sola.
Her yön, başka bir çıkmaz;
her adım, biraz daha içime doğru bir düşüş.
Umudu arıyorum,
parmaklarım boşlukta bir şeyleri yakalamaya çalışıyor.
Ama elim hep kendime çarpıyor.
Suçluyu arıyorum,
ayna gibi yansıyor gözlerime.
Duruyorum.
Sessizlik çöküyor içime.
Hayallerim sesleniyor uzaktan,
ince bir rüzgârla kulağıma fısıldıyorlar:
“Buradayız.”
Ama ben sadece bakakalıyorum.
Yol haritam yok.
Rotasız bir denizciyim,
pusulası kırılmış bir gemide.
Düşündükçe,
batıyorum.
Kendi karanlığımda boğuluyorum.
Kıyıya yakın ama yüzemeyen biri gibi.
Sonra içimden bir kıvılcım doğuyor:
Yeni bir yön, belki de yeni bir ben.
Tırnaklarımla kazıya kazıya bir yol çiziyorum.
Her adımda yanlış yapmamaya çabalıyorum.
Ama yine,
olduğum yerde
bir daha
kayboluyorum.
Ve birden,
bir sessizlik daha çöküyor içime,
ama bu kez ağır değil açıklayıcı.
Anlıyorum:
Ben yolumu değil,
cesaretimi yitirmişim.
Kaybolmaktan o kadar korkmuşum ki,
başlamaya hiç cesaret edememişim.
Attığım her adımda
“Ya bir daha çıkamam?” korkusuyla
kendimi geriye çekmişim.
Ama en çok da o durduğum yerde
yok olmuşum.
Korkularım bir labirente çevirmiş beni
Her yön çıkışsız gibi
Bir de bakıyorum içime doğru
Kapanmış ruhumun kapıları
Kırılmış tüm saatlerin yelkovanları..
Şimdi biliyorum:
Beni durduran yolun karanlığı değilmiş;
gözlerimin içindeki fırtına,
ve onun adı:
Kaybolma korkusuymuş.



Bir yanıt yazın