Sultanlığa Uruç Eylemek

/ Zühre Dergi /


Merhaba Değerli Zühre Okurları.

Dünyanın telaşına verilmiş en zarif ara, ruhumuzun sükûnet bulduğu en özel durak olan “Urûç” ayında buluştuk bu kez sizlerle. Hayırlı Ramazanlar.

Oruç, meşgâle-i mâsiva nedeniyle kendi hakikatinden uzağa düşen insanın, sabır kuşanarak yeniden hakikatine doğru yol alması, urûç etmesidir. Sadece açgözlülükten kanâte bir seyahat değil; kötüden iyiye, zulümden adalete, kibirden tevazûya, çirkinden güzele yükselerek Ramazanlaşmak, onun tüm yıla “Sultan” oluşu gibi, kendi ömrümüze ve bizi sevenlerin ömrüne “Sultan” olmak ve sonunda Bayram etmektir.

İnsana aklıyla akletmeyi, kalbiyle hissetmeyi ve hissettiğini kelâma dökmeyi öğreten Yüce Mevla’ya sonsuz hamd-ü senalar olsun. Yaşam sahifeleri bir bir eksilirken ömür defterimizden, her yeni günde öyle çok ihtiyacımız var ki yeniden inanmaya, berrak gökyüzünü temaşa etmeye, yemyeşil çimlere basmaya, cıvıl cıvıl kuş seslerine, birbirine gurbet yerine yurt olan insanlara… Muhabbetin en “samimi”sine, aşkın en “güzel”ine, sevginin en “tatlı”sına, yarınların en “aydınlık” olanına… Hepsine de öyle muhtacız ki…

Halbuki biz, sözü hoş olanla oturup, yaşamak için düşüncelerimize bir parça şiir katmaya, güzel sözün şifayâb özelliği ile derdimize şifa bulmaya, sadece şiir yazmaya değil, şiir olmaya da gelmiştik dünyaya. Nadan elinde nalan olan yürek coğrafyamızda bilmediğimiz iklimlerde ya dışlandık yandık, ya da ötekileştirildik donduk. Sonunda ıssız bir sokak ortasında birkaç sahife, biraz mürekkep ve bir parça hayal ile başbaşa kalmış çocuk kalplerle, ahenk dilencisi bir “yalnızlık ordusu” kurduk içimizde. Birlikte aynı ezgiyle titrese de gönül telimiz, sazımızdan çıkan ayrı ayrı notalar, insan olarak Allah’ın “Kün” emrinin “Feyekün” oluşunun “Şahsına Münhasır” yansımasıydı.

Kimi zaman kendisini içinde milyonlarca umudun şehit düştüğü bir cenk meydanında hisseden insan; durup dururken dolan gözleri, titreyen sesi, başını öne eğip herkese susuşu ile kendi mahşerini yaşıyor içinde. İşte tam o anda “O, Rabbü’l Alemin’dir.” muazzam hitabı varoluşsal yalnızlığımıza şifa oluyor ve diyor ki bize: “O, sadece feleklerin ve yıldızların değil, senin içindeki o hususi alemin, mahrem coğrafyanın da Rabbi’dir.” Her daim hayat dolu değiliz belki ama ucu bucağı olmayan dipdiri hayallerimiz var. Üzüldüğümüzde acımızı hafifleten, yıkıldığımızda ayağa kaldıran, daraldığımızda inşirah bulduran, kaybettiğimizde sabır ve teselli veren Allah’a inanıyoruz.

Bu vesile ile bu sayımızda da hayallerimize ortak olan, kalemi ve kelamıyla dergimize katkı sağlayan tüm yazar arkadaşlarımıza teşekkürü bir borç biliyoruz.

Sizler de duyuyor musunuz Ramazan ayı bizlere içimizde susturduğumuz bir hakikati yeniden fısıldıyor:

“Hakk’a aşık ol ki; Aşk’a hakkın olsun.”

10. Sayımızda görüşmek dileğiyle, iyi okumalar, mutlu bayramlar.


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yukarı ↑