Halenur Daldal

Kendine, hayata, dünyaya, varlığa dair soruları, sorguları, hayalleri, fikirleri olan, anlam dünyasından yaşamına doğru bir çizgi çekmeye ve o ince çizgi üzerinde düşe kalka yürümeye çalışan biri.

Çocukluğundan bu yana defterlerine hedef olarak “iyi bir anne, iyi bir öğretmen olmak” yazdı durdu ki bu amaçların en öte ve en kapsamlısıydı ona göre.

Şimdilerde ruhuyla, zihniyle ve bedeniyle bunun denemesinde, gayretinde. Bir yandan da tüm rollerinden bağımsız “iyi bir kendilik” için, kendi özünü, iç sözünü keşfe niyetli.

1992 Kadirli/Osmaniye doğrumlu. Okul öncesi öğretmeni, iki evlat emanetçisi.

Çocukları, doğayı ve yaşamı kalbiyle duyumsamayı çok seviyor. Yeşili, maviyi seyretmeye doyamıyor; doğanın yaradılış estetiğine sevdalı. Yazılarında samimiyeti ve içindeki mana aleminden kopan kelimeleri bir araya getirmeye çalışıyor.

Kalp kalbe, kafa kafaya verebildiği insanları, paylaşmayı, yankı bulmayı ayrıca seviyor.

İlk yazarlık deneyimi ve sizi de bu yeni yolculuk denemesine ortak edecek olmaktan dolayı heyecanlı.

Kalbindeki altı çizili cümleler, sizlere emanet.


Yazarın Yazıları

Bir Direniştir Yaşamak

/ Halenur Daldal / Adil olmayan her şey kadar yanlı ve yanlış. Kendine hak, başkasına müstehak. Hay Hak. Nedir bu gaflet ve dalalet? Ve dâhi kibir? Ya sabır. Cehalete delalet. “Bilmezdim kelimelerin kifayetsiz olduğunu, bu derde düşmeden önce.” Attila İlhan. Orhan Veli Kanık. Aklım daimi bir sanık. Ve kanıksadık, adil olmayan her şey kadar yanlı…

Görülmüştür Duygulu Mektup

Sevgili Kuzen, Mektubunu, çocuklarınla ve öğrencilerinle olan maceralı yaşantılarını, nokta atışı ifadelerini, çocukluk anılarımızı anlattığın cümlelerini ve temennilerini okumak çok keyifliydi, çok teşekkür ederim. Kelimeler Hale, bazı anlamlara gelmiyor. Özgürlük, adalet, müebbed, özlemek, aşk… Uzun süre kullandığım ama artık bende bir manası olmayan ifadeler. Bunu karamsarlık olarak görmeni istemem, bir farkediş yalnızca. Oysa umut kelimesi…

Bir Gazze Direnişi

Unutmaktan korkuyorum, kanıksamaktan, bir gün, alışmaktan… Unutursak kalbimiz kurusun diyoruz ya hep bir ağızdan, koro halinde bağırıp, sonra koro halinde susuyoruz. Kaçımız devam ediyor için için bağırmaya, çağırmaya. Ya kurursa kalbim bir gün? Ne yaparım o kurumuş kalple, insan denir mi bana o vakit? Yakmalıyım o ateşi içimde, tutuşturmalıyım. Filistinli çocukların gözbebeklerinin en içine bakmalıyım.…


Yukarı ↑