Selahattin Serçe

Hayat yolculuğumun dünya üzerindeki kısmı 70’li yıllarda Amasya’da bir dağ köyünde başladı. Yürümeyi ve konuşmayı olduğu gibi, okumayı ve yazmayı da ne zaman öğrendim hatırlamıyorum. Gecikmeli başlayabildiğim ve 3 yılda biten ilkokul, Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi ve Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden sonra okul hayatım sona erse de öğren(i)ci hayatım devam ediyor.

Bir ucu yanarak kömürleşmiş dal parçalarıyla, doğduğum evin duvarlarında başlayan karalamalarım; adına yazmak dediğimiz şeyin, Kudret Kalemi’nin yazdıklarını okuma ve okuduklarımızı yeniden resmetme çabasından ibaret olduğu bilinciyle, bugün de buralarda devam ediyor.

Kelimelerle tanıştığım ilk günden beri; bir gün her şeyi anlatmaya yetecek sihirli bir kelimeyi bulma hayaliyle dağ bayır dolaşan bir çocuğu teselliye çalışıyorum içimde. Umudunu kırmadan, arayışını engellemeden; gölge etmeden sevdasına ve yıkmadan düşlerini.


Yazarın Yazıları

Okur-Yazar

/ Selahattin Serçe / “Seni âleme yazan kalem, gözlerimi de yazdı; Ve aşk ile okudum, Yâr varlığını.” (S. Serçe) Kitap üçtür. Üç kitabı okumayan, yeryüzünde yazılmış bütün tabletleri, sayfaları, kitapları okusa, üstüne bir de ezber etse boştur. İlahi beyan, Tevrat’ı okuyup da anlamayanlar, anlayıp da hal edinmeyenler üzerinden “Sırtında kütüphane yüklü merkep” benzetmesi yapıyor. ***…

40’ıncı Oda’dan: Nazar-ı Aşk

/ Selahattin Serçe / Hayli zaman oldu, Şu kesret-i dünyaya ayak basalı. Açıldı da sayfa sayfa hayat masalı, Senli sayfalara geleli söktüm okumayı, yazmayı; Basâret nuru düştü, bakar kör gözlerime; İlk kez görür oldum, Cemâlini gönlümün duvarına asalı. Elleri vardı herkesin; Seninkilerse bir cennet kelebeği avuçlarımda. Saçları vardı herkesin; Senin zülüflerinse, Göğsüme serilen cennet ipeği.…

Binberzah’taki Müşahit

/ Selahattin Serçe / Mevt-i kalbim aşkın ile dirildi;Rahman nefesinden rahmaniyet verildi. (S. Serçe) “Şu tepeye çıkıp etrafı biraz seyredelim.” Herhangi bir seyahatte güzel bir yere denk geldiğimizde, kendimiz veya yanımızdaki birisi mutlak böyle bir şey söyler. Ve çoğu kez çıkıp o tepeye, seyranı seyirle taçlandırırız. Çünkü güzellikleri temâşâ etmek, “derin fıtratımız”dır bizim. Sayısız esma…


Yukarı ↑