Zeynep Kar

“Hayatın inişli çıkışlı yollarında hayatın manasını en güzel şekilde anlamlandırmak, yaşamanın farkında olup, onu zihne nakşetmek ve aşina bir bakış kazanıp kalb-i harabımda duyduğum hicranı mızrabımın lisanından herkes duysun diye gönül telinize dokunmak isteğimin beni getirdiği yerde sizlerleyim.

İnsanı “insan” olduğu için çok ve çabuk seven en mühimi de “güzel” seven arsız bir gönlüm var. Hayatı sadece güneşte güzel görenlerden değil, rüzgarda, yağmurda, hazanda da güzel gören, sevmek için vakit bilmeyenlerden olur kendileri. Bir günün sonunda, bir yolun sonunda her an ve her şekilde sevebilir. İster ki alnına sürülen kalem lekesinin izini herkes görsün, herkes değsin o kalem lekesinin izine… Dünyanın yakıcı ateşinde kaleminin ucuna sözünün gücünü takıp aklını bilgi, kalbini irfan, ruhunu aşk ile demlemeye gayret eder. Ekmeğin pahalı, emeğin ucuz olduğu, her şeyin çok çabuk tüketildiği bir toplumda ruh, gönül ve hayat yorgunluğunu zamanın sonsuzluğunda dinlendirmeye çalışırken, kor olmuş eskimiş canını harlayarak canlı tutmaya gayret eder, rağmenlere rağmen sözünü güzellikle söylemeye devam eder.”

Diyerek meramını anlatmaya çalışan Zeynep Kar evli ve kendisine Allah’ın lütfu üç evladının gönüllü bakıcısı… Ve bir de evlatları gibi gördüğü ” İki Günce bir Şahsına Münhasır “kitapları ile sizlerle buluşuyor olmaktan çok hoşnut…


Yazarın Yazıları

Yitiğimi Bulduğum Yerden Bildiriyorum

/ Zeynep Kar / Hiç ummadığım bir anda ve hiç ummadığım bir şekilde Rabbim bir sebep halk edivermiş, kendimi bir anda mübarek topraklarda buluvermiştim. Sonsuz hamd-ü senalar olsun edip eyleyene, evirip çevirene… Ankara’dan Cidde’ye havalanan uçağımız ve ardından umre ibadetimiz için Mekke-i Mükerreme’ye gelişimiz… İşte şimdi kainatın, O’nun şerefi hürmetine yaratıldığı Peygamberimiz’in doğduğu belde olarak…

Kör Kuyularda Yusuf Beklemek

/ Zeynep Kar / Zamanın eteklerinden düşen ince bir sızı “beklemek”… Bazen hayalin en uzak izi, bazen vuslatın en yakın çiçeği… Bazen de mekanın en yanık türküsü… Fonda çalan “Penceresiz kaldım anne / Uçurtmam tel örgülere takıldı /Hani benim gençliğim anne” sözlerinin yankılandığı öyle bir yanık türkü. Zerrelerinin hakikat aşkıyla tir tir titreyişi ile gözünün…

Zerreden Zerrata Zühre

/ Zeynep Kar / İçindeki çığlıkların notaları yanan Zühre susmuştu. Bir yanı “gitsin” derken diğer yanı “giderse ölürsün” çaresizliğini haykırıyordu. Öyle bir çaresizlikti ki bu; kalakalmışlığın ortasında yapayalnızdı Zühre. Demir kapı değildi ki karşısındaki, kırıp geçsin. Taş duvar değildi ki yıkıp aşsın. Suladığı her toprak çiçek verecek sanrısı geçince, bir gecede saçlarına aklar düşmüş, beş-on…


Yukarı ↑