Bağ Kurulandan Ayrılabilmek

/ Hülya Kuş /


İnsanoğlunun ayrılık travmaları doğumla başlıyor. Aslında ilk ayrılığını anne bedeninden ayrılıp güven dolu bedenden güvensizliklerle dolu bir dünyaya gözünü açarak yaşıyor insan. Bir bakıma insan olmanın doğasında var olan bir olgu ayrılık. Bu yüzden, biz ruh sağlığı uzmanları, o kadar da kötü bir duygu olarak görmeyiz.

Tek başına dünyaya adım atma yeteneği olan ayrılık, yine de güvendiğimiz birinin yanımızda durduğunu bilerek mümkün oluyor. İnsanların ayrılabilmesini, birey olmasını destekleyen bir zeminde kendini gerçekleştirme ve var etme yolculuğunun bir süreci olarak değerlendiririz. Aslında bir tarafımız annemizden ayrılmayı, o göbek bağımızın kesilmesini istemezken, dışarı çıkmaya hazır oluşumuzla birlikte hayatı deneyimlemek de isteriz. Bilindik olan güven verir bize. Ve bu güven duygusunu kaybetmek istemediğimizden hep orada olamayı isteyen tarafımız ayrılırken acı duymamıza neden olur; ama bu acı bize tam da ihtiyacımız olan bireyselliği sunmaktadır.

Doğarız, annemize bağlanırız. Onu hayatımızın merkezine koyarız ve her zaman yanımızda olacağı varsayımı ile yaşarız. Ancak kendi ihtiyaçlarımızı gidermeye başlamakla birlikte içimizden gelen keşif ve merak duygusuyla dünyayı tanıma, anlama ve anlamlandırma güdüsü oluşur içimizde. Bizi harekete geçirir. Diğer odada neyin olduğunu, oranın nasıl bir yer olduğunu merak etmeye başlarız ve bu merak bizim adımlarımızı diğer odaya yönlendirir. Burada doğmakla doğmamak arasında yaşadığımız ikilemin aynısı gelir oturur içimize. Diğer odaya gitmek isterken bir taraftan da annemizden ayrılmanın acısı düşer içimize. Ya bizi bırakır giderse; ya geldiğimizde bulamazsak; ya gidip geldiğimizde bizi sevmez olmuşsa! Zihnimiz gitmekle kalmak arasında bu ikilemi sürekli yaşar durur. Keşfetmek bu kadar keyifli iken ayrılık ne de zordur!

Okula başlarız, ailemizden ayrılırız; üniversite kazanırız memleketimizden ayrılırız; evleniriz evlenmeden önceki hayatımızdan ayrılırız. Evimizden ayrılırız, arkadaşlarımızdan ayrılırız, dinlenmek için oturduğumuz sandalyeden ayrılırız, severiz sevdiğimizin zihninden ayrılırız… Aslında biz bağlandıkça ayrılmaya da zemin oluştururuz.

Peki bu kadar ayrılıkla ne yapmalı insan? Nasıl yaşamalı hayatında bu süreçleri ve ne kadar ayrılmalı?

Bağ kurabilme becerisi bunun birinci aşamasıdır aslında. Bağ kurmak demek ayrılabileceğin bir şeylerin varlığıdır. Ancak varolandan ayrılabilirim. Bebek anneden ayrılma belirtileri göstermeye başladığında, anne ile kurduğu ilişkide ayrılığa nasıl tepki vereceğinin temellerini atmaktadır. Anne çocuğu sarıp sarmalayan, çok koruyan ve dış dünyada deneyim yaşamasına izin vermeyen bir yapıda ise çocuk da hayatı deneyimlerken yaşadığı ayrılık süreçlerinde kendisini anneyi terkeden kişi olarak görebilir. Dünyada herkes, her ayrılıkta, ayrılmak durumunda kaldığı her nesne, her insan, her şey ve birey karşısında kendisini suçlu hisseder.

Anne ile yaşadığı deneyimde çocuğun ayrılma duyguları anne tarafından görülmez ise çocuk da kendi duygularını görmezden gelebilir. İçinde fırtınalar koparken çocuk, bu fırtınaları görmezden gelerek ayrılığı sıradanlaştırma gayreti içerisinde olabilir. Ayrılmak çok acı verici bir süreç olacağı için anneye yapışma ihtiyacını da beraberinde getirebilir. Dış dünyadan ne kadar korkarsa bağlandığı nesneye yapışma da o kadar çok olacaktır.

Ya da ayrıldığında kendisini bekleyen ve her gidip geri geldiğinde kendisine kucak açan bir anne ile büyüyorsa, hayatı deneyimlemek onun için güven duygusu içerisinde bir olaya dönüşecektir. Nasıl olsa eskisi gibi her düştüğünde değil ama düşüp de ihtiyaç duyduğunda sığınabileceği bir liman mevcuttur. Böyle bir durumda hayatı deneyimlemek, hayat içerisinde var olma çabası, keyifli bir hal alır ve insan, diğer insanların içinde de ayaklarının sağlam bir zemine bastığını hisseder.

Aslında karşımızdaki kişinin ayrılığa verdiği tepkiler üzerinden nasıl bir anne ile büyümüş olabileceği ve oluşturmuş olduğu kendiliğin gücünün ne kadar olduğunu anlayabiliriz. Veya siz de kendi içinize bakabilirsiniz. Siz ayrılıklara ne kadar dayanabiliyorsunuz ve nasıl tepki veriyorsunuz?


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yukarı ↑