Fırtınalar İçinde Yitip Giden Hayatlar

/ Hatice Kübra Meter /


Kitabın Adı: Bekle Beni

Kitabın Yazarı: Zülfü Livaneli

Bu ayki sayımız çok çok özel… Birinci yılımızı kutluyoruz ! Bu güzel ailenin içinde yer alıyor olmanın benim için sevinç ve heyecanı tarifsiz… Bu sebepten bu yazımda seçtiğim kitabım ve yazarımın da biraz daha özel olmasını istedim.

Kitabın konusuna gelecek olursak, kısaca şöyle: Fırtınalar arasında savrulan bir aile düşünün… Onlar gibi belki ismi duyulmayan yüzlerce binlercesi var ama hikayemiz Leyla, Zeynep ve Selim’ in hikayesi üzerinden okuyucuyla buluşmuş. “‘68’ kuşağı olarak bilinen bir kuşağın ortak hikayelerini anlatmaya çalıştım.’ diyor Zülfü Lilvaneli kitabının sonundaki sonsöz isimli bölümünde. Bu insanların genç yaşta maruz kaldıkları eziyet ve acı olayları, o dönemin siyasi çalkantıları içerisinde yaşanılarla kurgulamış. 

Bir aşk ve direnişin hikayesi… Livaneli’ nin kalemini onu okuyanlar yakından bilirler. Bir solukta okunan cinsten… Yaşamın içinden, hepimizin kendinden bir şeyler bulacağı cinsten…

Beklemek, özlemek, beklemek, özlemek… Öyle ki bazen insan öyle çaresizce özler ki burnunun direği sızlar, içi kan ağlar, hal böyle iken kimseler bilmez, kimseler anlamaz… Yaşamayan hissedemez. Hayat denen bu yolculukta ‘özlem ile beklemek’ arası sıkışıp kalır insan. Hele bir de bir sabah uyandığında bir bakmışsın hayatın tepe taklak olmuş, suçlusun… Suçsuz olduğunu ispat etmek için ömrün gitmiş… Nedenini, nasılını bilmeden üstelik çıkmak için çırpındıkça sanki daha battığın bir girdap gibi… 

‘Bekle Beni’ ruhu ve bedeniyle, tüm benliğiyle -bekleyişle- sınananlara adanmış, özgürlüğün ve adalete susamış herkes için bir umut şarkısı gibi… Beklemek çok zordur, ancak yaşayan bilir… Ama bazen ise insanı yeniden inşa eden bir güçtür.

Bazı kitaplar okunmaz, hissedilir. Bu roman insanın en derin ‘bekleyişine’ dokunuyor.

Livaneli’ nin eşsiz kaleminden… 

“Her sayfasında bir fırtınanın gizli hikayesini barındıran Zülfü Livaneli’nin Bekle Beni adlı eseri, kalp çarpıntılarıyla dolu bir yolculuğa davet ediyor okuyucusunu. Karakterler, kaybedilenleri yeniden bulma umuduyla dolup taşarken, her cümle bir diğerine sarmalanıyor, okuru derin düşüncelere sürüklüyor. Hayatın karmaşası içinde kaybolmuş ruhlar, fırtınalar karşısında dimdik durmayı ve yeniden doğmayı öğreniyor. Bu eser, sadece bir roman değil; aynı zamanda hayata dair bir özlem ve tekrar buluşma hikayesidir.”


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yukarı ↑