Ruhumu Saran Yolculuk

Anılar resmeder rûhumuzda hissettiğimiz anları, kalbimizde yaşattığımız her şeye kanat gerer. Perçinlemiş duygularımızı bir anda iliştiriverir gözlerimize hatırlatarak.

Bir sabah güneşin doğuşuyla ben de yeniden doğdum. Hayatın nakışlı yollarında yolcuydum; ucu bucağı görünmeyen upuzun bir yoldu. Hüzün rüzgârıyla içiçeyken yüreğim, sûretim tebessümle doldu. Tarifsiz bir hisle kanatlanarak uçmuştu gönül kuşum; özgürlüğün muştusu uğramıştı semtime. Nicedir sevmeye sevdirmeye vermişim kendimi de haberim yok. Kederle yüreğimi kaplayan tüm herşeyi yolcu ettim, bir daha gelmemek üzere.

O an kalbimi sevgiyle mühürledim. Yaşanacak o kadar güzel şey vardı ki ben bundan bihaberdim. Karamsarlık duygusuyla esen yelin sesine bir cevap yükselmişti içimde. Karamsarlık yeline aldırmadan fark ettiğim her şeyin yaşama sevinciyle dolmuştu yüreğim. Rengarenk gül bahçesinde gezinir gibi, mutluluk dolu bir hâl kapladı yüzümü. Geçmişte yaşadıklarım geldi aklıma; geleceğin kaygısıyla dolu düşünceler alır yürürdü bende ve kafamda binlerce soru bırakırdı. Şimdi hayat bana Ay’ın ve Güneşin birleşmesi gibi tılsımlı bir hazine sunmuştu. “Davet edilen yere icâbet edilir” dedim ve bana verilen davetin yolculuğuna çıkmaya karar verdim.

Seçtiğim yol yorucuydu belki. Ama nihayetinde kimseye aldırmadan tercih ettiğim yolun zirvelerine ulaştım. Öyle bir şey oluyor ki bazen kâidesiz yaşamayı seçebiliyorsunuz. Bir akşam üstü hayatıma almak istediğim her şeyi tek tek yazdım. Hoşlanmadığım bana iyi gelmeyen ne varsa çıkardım hayatımdan ve üzerine ard arda hediyeler aldım.

Hayattan keyif almayan ben, seçtiğim yolda enerji ve neşe dolu bir insan oluverdim. Ruhumu saran bu yolculukta, karamsarlık, hüzün ve mutsuzluğun yerini, güzellikler, huzur ve heyecanlar almıştı.

Gemişin pişmanlıklarını, geleceğin kaygılarını bir yana bırakmalı insan. İyi kötü bir sürü anılarımız olur. Önemli olan geçmişe takılı kalmadan, bize iyi gelmeyen hatıraları geçmişte bırakmak, olumsuz şeleri hayatımızdan çıkarmaktır. Bizi mutlu eden anılarımızı yâd ederek ruhumuzu onlarla besleyerek yol yürümektir. Güzel anılar toprağında kökleri, umuda tutunan dalları olmalı insanın. Gövdesi ve dallarıyla kocaman bir çınar ağacı gibi gökyüzüne kadar ulaşmak için.

Hayatımızı “elalem ne der” anlayışının daracık duvarları arasına değil; “ben ne istiyorum”, “iyi, doğru ve güzel olan nedir” sorularının en güzel şekilde cevap bulduğu bir ufkun enginliğinde inşa etmeliyiz.

Niyet aldığımız ve seçtiğimiz her şey bize sunulur. Peki siz bu yolculuğu nasıl yürümeyi seçiyor, hayatın size ne sunmasını istiyorsunuz?


Sena Alboğa

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yukarı ↑