/ Selahattin Serçe / “Zile basmadan geri mi dönseydim acaba?” diye geçiyordu içimden beklerken. Eski arkadaşım gülümseyerek açtı kapıyı. Konuşma-gülüşme karışımı bir gürültünün yükseldiği içeride, 15-20 kişi vardı. Çoğu farklı şehirlerden “Eski Dostlar Buluşması” için gelmişti. “Oooo kimler gelmiş!”, “Yahu nerde kaldın üstad!” gibi neşeli cümleler eşliğinde selamlaştım herkesle bir bir. Sağdaki koltuğun az ötesindeki... Okumaya Devam et →
Ölemeyen Zombi Yorgunluğu
/ Selahattin Serçe / "Ölmeden evvel ölmek imiş aşk; Sen’i tanımadan nerden bileyim." (S. Serçe) --------- Bilgin bir zat bir sabah öğrencilerine dedi ki; “Ölümü idrak, ruhu olgunlaştırır. Haydi birlikte mezarlık ziyareti yapalım.” Düştü önlerine, şehrin en kalabalık merkezlerinde, en işlek caddelerde dolaşıp döndüler. Öğrenciler şaşkındı; “Efendim, hani kabristana gidecektik!” dediler. Bilgin; “Gittik ya evladım.”... Okumaya Devam et →
Duyguların Peygamberi: Aşk
/ Selahattin Serçe / "Aşkın yoktur ilâhî olmayanı;Beşerin çoktur bunu bilmeyeni." (S. Serçe) --------- Bir "Var"dan var oldu her şey. Bir sonsuz Umman-ı Vahdet, aşk ile dalgalandı; yaratılışın inzalinde alem-i kesret yazıldı nun eliyle. Sayısız alemler yarattı Kalem-i Kudret Hâlîk-ı Mutlak. Onsekiz bin denilmesi kesretten kinayedir. Âfakı enfüsüyle, iki ucu sonsuza uzanan alem içre alemlerdir... Okumaya Devam et →
Hey “Gibi” Dünya Hey!
/ Selahattin Serçe / “Aldanma ki şair sözü, elbette yalandır.”Büyük şair Fuzûlî böyle diyor bir dizesinde.“Fuzûlî paradoksu” olarak felsefe tartışmalarına da konu olan bu söz, gerçek ve yalana dair ne anlatmak istiyor bize?Gerçek nedir?Yalan nedir?Dahası, âlim bir şair olan Fuzûlî’ye bunu söyleten nedir? Önce bir tespit yapalım:Bütün yalanlar, gerçek zannedilsin diye söylenir. Gerçek var olmasaydı,... Okumaya Devam et →
Eylül Saçların
/ Selahattin Serçe / Sararmış yaprakların arasında buldum ben ellerini;Zaman ömrün eylülüne dönerken.Bir mühr-ü sadıka gibi öptüm avuçlarından;Gözlerin yağmursu yağmursu gülerken.Kurak yazdan kalma gönlümün bozkırları,Cana geldi çiseleyen aşkının rahmetinde. Bağrımı başına yastık eyledim,Kalbimden sedasız türkü söyledim.Kaç kederli gecenin karanlığında,İnce nur yağmurunda ıslanmış gibi,Beyaza bürünmüş kimi telleri;Sarı, yeşil sonbahar yaprakları misali,Göğsüme ipekten bir tül gibi serildi;Eylül... Okumaya Devam et →
“Kendi” Putunu Kırmak
/ Selahattin Serçe / “Ben böyleyim, değişemem.” Bu sözü çevrenizde bir şekilde duymuşsunuzdur. İnsanın kendisini değişime kapatmasının, bir kalıpta sabitleyerek putlaştırmasının ifadesidir. Oysa insan, evrende değişime açık en geniş skalaya sahip olan varlıktır. *** Değişmek, gelişmek, dönüşmek, başkalaşmak birbirlerine yakın kelimeler olsa da olumlu ve olumsuz anlamlar ifade ediyor. Kafka’nın Gregor Samsa’sının bir sabah uyanıp... Okumaya Devam et →
Candan Öte
Selahattin Serçe Geçenlerde bir arkadaşım geldi. Kadim bir dost. “Can arkadaşım” denilen türden. Cana yakın. Hatta yakîn. Herkesin gıpta edeceği, “sahip olmak için neler vermezdim” diyeceği bir dost. Vefalı, cömert, anlayışlı. Kusurları görmezden gelen. Bir yıla yakın olmuştu görüşmeyeli. Ne çok özlemişim O’nu. Yo yo, kendimi. Çünkü O her gelişiyle kendime getirir beni. Her seferinde,... Okumaya Devam et →
Merhaba, Kalem ve Kelam Sevdalıları
Zühre Dergisi’nin 2. sayısında yeniden birlikteyiz. Ne ki oluyorsa âlemde, önce ilahî muradın sonra da mutlaka hâfî, cehrî, hâlî, kalbî, kavlî yahut fiilî bir duanın karşılığıdır. Her dua ihtiyaçtandır. Bizi muhtaç yaratıp ihtiyaçlarımızı verene hamdolsun. Zühre Dergisi de bir ihtiyaçtan ve bu ihtiyaca dair dualardan doğdu. O dua, yazanın güzeli yazma, okuyanın güzeli okuma isteğiydi.... Okumaya Devam et →
Leyla da Kim?
Öyle bir sevda ki döner başımda,Ne göklere sığar, ne yerde kalır.Olacak iş mi bu şimdi bu çağda,Sevdayı kim satar aşkı kim alır? Sen içime yağan nur yağmurusun,Süveydam gusleder, ruhum ıslanır.Hasretine kalbim kanayadursun,Halimi bilmeyen gözyaşı sanır. Aşkın sır eyledi, oldum muamma;Ben kendimi bilmem çöl beni tanır.Mecnun bana ne der bilemem amma,Görse idi Leyla, Seni kıskanır. Selahattin... Okumaya Devam et →
Sırr-ı Hüve’nin Anahtarı
Ah Sevgili; Parmağına diken batsa, benim yüreğim kanar. (S. Serçe) ------------------------------ Büyük bir Bilge, öğrencileriyle nehir kıyısında geziniyordu. Birden ağlamaya başladı. Öğrencileri endişeyle: “Efendim neyiniz var?” diye sordular. Acı içinde kıvranan Bilge: “Görmüyor musunuz, karşı kıyıda beni dövüyorlar!” dedi. Baktılar; bir grup zorba fakir bir balıkçıyı kırbaçlıyordu. Sırtı kırbaç yaralarıyla dolu adamı kurtarıp Bilge’nin yanına... Okumaya Devam et →
Zühre: Gökte Yıldız, Yerde Söz
“Allah Nur üstüne Nurdur.” (Kur’an-ı Kerim) “Tanrı ışıktır; O’nda hiç karanlık yoktur.” (İncil) ------------------------------ Okullarda çocuklara maddenin halleri katı, sıvı ve gaz olarak 3 diye öğretilir. Varlığın, fiziğin ötesine taşan boyutu bir yana, fiziki olarak bile maddenin aldığı haller bundan daha fazladır. Bilimin bugün ulaştığı seviyede maddenin klasik üç halin dışında; plazma, sıvı kristal, amorf... Okumaya Devam et →

