/ Zeynep Kar / Hiç ummadığım bir anda ve hiç ummadığım bir şekilde Rabbim bir sebep halk edivermiş, kendimi bir anda mübarek topraklarda buluvermiştim. Sonsuz hamd-ü senalar olsun edip eyleyene, evirip çevirene... Ankara'dan Cidde'ye havalanan uçağımız ve ardından umre ibadetimiz için Mekke-i Mükerreme'ye gelişimiz... İşte şimdi kainatın, O’nun şerefi hürmetine yaratıldığı Peygamberimiz'in doğduğu belde olarak... Okumaya Devam et →
Kör Kuyularda Yusuf Beklemek
/ Zeynep Kar / Zamanın eteklerinden düşen ince bir sızı "beklemek"... Bazen hayalin en uzak izi, bazen vuslatın en yakın çiçeği... Bazen de mekanın en yanık türküsü... Fonda çalan "Penceresiz kaldım anne / Uçurtmam tel örgülere takıldı /Hani benim gençliğim anne" sözlerinin yankılandığı öyle bir yanık türkü. Zerrelerinin hakikat aşkıyla tir tir titreyişi ile gözünün... Okumaya Devam et →
Zerreden Zerrata Zühre
/ Zeynep Kar / İçindeki çığlıkların notaları yanan Zühre susmuştu. Bir yanı "gitsin" derken diğer yanı "giderse ölürsün" çaresizliğini haykırıyordu. Öyle bir çaresizlikti ki bu; kalakalmışlığın ortasında yapayalnızdı Zühre. Demir kapı değildi ki karşısındaki, kırıp geçsin. Taş duvar değildi ki yıkıp aşsın. Suladığı her toprak çiçek verecek sanrısı geçince, bir gecede saçlarına aklar düşmüş, beş-on... Okumaya Devam et →
Hayal Denizinde Gerçek Gemisi
/ Zeynep Kar / Küçük bir kız çocuğu iken, günün birinde beyaz atlı bir prensin gelip bizi kurtaracağını ve birlikte mutlu mesut bir hayat süreceğimizi hayal etmeyenimiz yoktur herhalde. Belki de zehir gibi can yakıcı bir gerçek yerine, kendimizi özgür hissedeceğimiz sonsuz bir hiçlik olan hayallere koşmaktan, bir hayalperestlikten öte bir şey değildi yaptığımız. İstediği... Okumaya Devam et →
Kurşuni
/ Zeynep Kar / Sevdiği ile vedalaşamayanlarınAğıtları gibiydi sessiz ağlayışlarıTakâdi kalmamış yorgunluklarınMasum kalp kırıklıklarıBir serzenişiydi yaşama çığlıklarınınAynanın karşısındaSaçlarının beyazlayışını izlediElleriyle her bir telini tellediO an kalbindeki acılarSığmasa da hiçbir yereGeliverdi lisana işteNe tuhaf değil miYanına bile oturmamış biriGelip yüreğine girmiş gibiKalbinin içine saklanmışÖmrümün en güzel baharı olmuş gibiBiliyorum şöyle ya da böyleEbruli olsa da gönlüÖmrüne... Okumaya Devam et →
Yaşam Tiyatrosu: Kapalı Gişe
/ Zeynep Kar / "Ne hoş bir güzelliği vardır, hafif adımlarla dünyadan gülümseyerek geçenlerin. Kimseye bir kötülüğü dokunmadan yaşayanların. Onurlu bir yaşamı seçenlerin." diyen Virginia Wolf gibi yaşamanın ta kendisi; varoluşun erdemli ve karizmatik duruşu "direnmek"tir. Kimi zaman bağıra-çağıra en yüksek sesimizle, kısılana kadar avaz avaz özgürlük nârâları atmaktır "direniş". Kimi zaman da en derin... Okumaya Devam et →
Figüran mı, Başrol mü?
Zeynep Kar Efendimiz Hz.Muhammed (s.a.v) Hz.Hatice ile evlenirken kendisi 25, Hz.Hatice 40 yaşındaydı.Ve evlilik teklifi de Hz. Hatice'den gelmişti. Bu teklif karşısında Efendimiz Hz.Muhammed (s.a.v) bir saksı alıp içine de ot dikmişti. Otun hemen yanına da bir çiçek ekmişti. Efendimiz (s.a.v) Hz. Hatice'ye dönerek şöyle demişti: "Eğer aynı topraktan beslenmemiz seni etkilemeyecekse beni kabul et."... Okumaya Devam et →
Kızım Reyyan Nur’a
Kalbim sana gitmek ve senin sevginle dolmak için can atıyordu ama orada "ben"i bekleyen bir "sen" yoktu. “Yoksa insan, arzuladığı her şeye sahip olacağını mı sanıyor!” (Necm /24) ayet-i celilesinin gereğini yerine getirmek düşmüştü benim kaderime. Ama aklım dünyada hangi dağları, hangi yolları aşmış olursam olayım, düşüp kaldığım o sihirli "sen" taşındaydı. Kalbimin "sen" sevgisi... Okumaya Devam et →
Hazel’in Ukdesi
İnsanı tarif ederken hocamız, hayatı, hatıraları, duyguları, düşünceleri, hayalleri, umutları, özlemleri, anlatılmamış, bilinmezlikler içerisinde yazılmamış hikayeleri ile "noksan" olarak ifade ederdi. Tamamlanmayan insan hikayelerinde benim en çok sevdiğim şey "olamayışların" onlara kattığı görkem. Olamayışların onlara çok yakışması. Ancak o zaman hikayenin bir parçası olmaları... Tıpkı hikayemizin kahramanı Hazel'in yarım kalmış hikayesinin ona kattığı görkem gibi.... Okumaya Devam et →
Merhaba Dünya!
Şimdi ; "Her dem yeniden doğarız /Kim usanası bundan” diyen Yunus gibi Yine, yeniden doğmanın günü bugün Taze bismillahı bir kez daha zikretmenin Sözü bal ile yağ etmenin günü bugün Aks-i sedası da güzel olsun diye güzel söylemenin Sözün tesirini gönüldeki manada aramanın Bilmem kaçıncı defa niyet almanın günü bugün Güven kaybı tekrar tekrar hatırlatılıyor... Okumaya Devam et →
Arayanın Bulduğu
Göz gördü, akıl anladı ki insan, Kainat Kur'an'ının en büyük ayeti, ubudiyyet vazifesiyle görevlendirilmiş bir abdi, hayat sahipleri içerisinde ziyadesiyle ihtiyaç sahibi ve kainat denilen sarayda en mükerrem misafir... Dostoyevski "Suç ve Ceza" kitabında "Herkesin gidebileceği bir yeri olmalı" der ve ilave eder "Çünkü öyle bir an olur ki insanın mutlaka bir yere gitmesi gerekir"...... Okumaya Devam et →

