Öyle bir sevda ki döner başımda,Ne göklere sığar, ne yerde kalır.Olacak iş mi bu şimdi bu çağda,Sevdayı kim satar aşkı kim alır? Sen içime yağan nur yağmurusun,Süveydam gusleder, ruhum ıslanır.Hasretine kalbim kanayadursun,Halimi bilmeyen gözyaşı sanır. Aşkın sır eyledi, oldum muamma;Ben kendimi bilmem çöl beni tanır.Mecnun bana ne der bilemem amma,Görse idi Leyla, Seni kıskanır. Selahattin... Okumaya Devam et →
Empati Nedir?
Empati, bir kişinin kendini karşısındaki bireyin yerine koyarak onun duygularını, düşüncelerini ve durumunu anlamaya çalışmasıdır. Empati, yalnızca anlamayı değil, bu anlayışı karşı tarafa uygun bir şekilde ifade etmeyi de içerir. Bu sayede kişiler arasında derin bir bağ kurulabilir. Hatta empati sadece insanlar ile değil diğer canlılara karşı da yapılması gereken bir beceridir. Kaç Türlü Empati... Okumaya Devam et →
Kızım Reyyan Nur’a
Kalbim sana gitmek ve senin sevginle dolmak için can atıyordu ama orada "ben"i bekleyen bir "sen" yoktu. “Yoksa insan, arzuladığı her şeye sahip olacağını mı sanıyor!” (Necm /24) ayet-i celilesinin gereğini yerine getirmek düşmüştü benim kaderime. Ama aklım dünyada hangi dağları, hangi yolları aşmış olursam olayım, düşüp kaldığım o sihirli "sen" taşındaydı. Kalbimin "sen" sevgisi... Okumaya Devam et →
Hüzün Bestesi
"Ağlasam sesimi duyar mısınız, Mısralarımda; Dokunabilir misiniz, Gözyaşlarıma, ellerinizle?..." Gecenin sessizliğinde zihnimde okunan Orvan Veli mısraları bir dantel inceliğinde işliyor benliğime. Bir an, sadece bir an gözlerimi kapattığımda gördüğüm manzaralar ve kopan vâveylalar. Yıkık dökük evler arasında buz gibi havada yalınayak yürüyen kimi annesiz, kimi babasız, en çok da kimsesiz masumlar. Vicdanımın yüreğime ağır geldiği... Okumaya Devam et →
Tanımlanması Zor Bir Hikaye
Kitabın adı: (The Boy in The Striped Pyjamas) Çizgili Pijamalı Çocuk Yazarı: John Boyne Yayınevi: Tudem Yayınları Tür: Tarih, Roman, Edebiyat, Gençlik, Çocuk Yazar John Boyne, kitabın arkasında "tanımlanması çok zor bir hikâye" diyor ve devam ediyor: "Bu kitabı okumaya başladığınızda Bruno adında 9 yaşındaki bir çocukla yolculuğa çıkacaksınız (ama bu kitap 9 yaşındaki çocuklar... Okumaya Devam et →
Yaşatmak İçin Yaşamak
HAYAT GÜZELDİR Filmi izledikten sonra ilk aklıma gelen tanım buydu. Hani hepimizin bildiği bir replik vardır: "Sevgi neydi? Emekti." Sevgi neydi diye sorsanız, ben şöyle demek isterim: "Yaşatmak için yaşamanın adıydı sevgi." Dönem film ve kitaplarını oldum olası çok sevmişimdir. Sizlere "Hayat Güzeldir" filminden bahsetmek istiyorum. Evet hayat güzeldir ama hayat sevgi varsa güzeldir ve... Okumaya Devam et →
Bulutlar
Alev alev yanan yüreklerin dumanındanKararmaya yüz tutmuşBulutlar!Kana kana içtiğimiz masmavi sularınYağmurlarını getirin bana;Çöl kuraklığında esaretimin,Sırılsıklam olayım.Hasat zamanı gelmişçesine kabarmışHaşmetli ve öfkeli bulutlar!Dolaşın şehrimin üstünde,Gökdelenlerin ve gecekonduların;Ormanların ve betonların;Aşıkların ve ebedi yalnızların;Katledenlerin ve seyredenlerin;ÖzgürlerinVe özgürlerinVe özgürlerin;Anlatın bana hepsiniBire bin katarak,Destanlaştırarak!Esaretimin,Bütün duvarların, dikenli tellerinKavgaların ve hürriyetlerin çatısı,Mahrum edilmediğim yegâne doğa,Bulutlar!İnsanları anlatın bana;Benden habersiz nasıl yaşarlar?Ben gezinmeden aralarına... Okumaya Devam et →
Ruhumu Saran Yolculuk
Anılar resmeder rûhumuzda hissettiğimiz anları, kalbimizde yaşattığımız her şeye kanat gerer. Perçinlemiş duygularımızı bir anda iliştiriverir gözlerimize hatırlatarak. Bir sabah güneşin doğuşuyla ben de yeniden doğdum. Hayatın nakışlı yollarında yolcuydum; ucu bucağı görünmeyen upuzun bir yoldu. Hüzün rüzgârıyla içiçeyken yüreğim, sûretim tebessümle doldu. Tarifsiz bir hisle kanatlanarak uçmuştu gönül kuşum; özgürlüğün muştusu uğramıştı semtime. Nicedir... Okumaya Devam et →
Sevgili Duygularım;
Geçenlerde kendimi buzdolabının önünde bulduğumda bir an fark ettim ki aslında aç değilim. İçimden “acaba niye buradayım” diye sorarken biraz boşlukta biraz da düşünceli olduğumu fark ettim. Bir an kendimi dinledim; fiziki bir açlığım olmadığı belliydi. Boşluk ve hüzün hissi beni buraya sevk etmiş olmalıydı ve sanırım duygularımla konuşurken farkına varmadan midemi dolduracaktım. Asıl yapmak... Okumaya Devam et →
Tevbelerim
Tevbelerim,Kapı tokmaklarına üfleyip,Eşiklerde bozduğumKumdan kalelerim. Son bir kapı İlahi!Derken, şeytanın ağzında sakızKelimelerim. Zıllî oyunlardaHep kendimden kaçıp,Hep hicabın perdesindeKendimi sobelerim. Ben nisyanın tahtında,Bir benî nisyan,Ne tevbelerim biter,Ne tûl-i emelim. Tevbelerim,Kapı tokmaklarına üfleyip,Eşiklerde bozduğumKumdan kalelerim. İlker Gültekin
Sebeb-i Hilkatim
Rûhumdur ezelden Sana mest Ey Gül-i Rânâ…Aşkında fenâ olmaya geldim bu cihâna…Vaslın bana bir gün nasib olmazsa da Cânâ…Aşkında fenâ olmaya geldim bu cihâna… Her kimseye hilkat demi bir pâye verilmiş,Gül bülbüle, bülbül güle hem-sâye verilmiş,Ömrüm boyu kâfî bana bir gâye verilmiş,Aşkında fenâ olmaya geldim bu cihâna… Mümkün mü teveccüh bize ey veche-i rûşen?Şûlende semâ... Okumaya Devam et →
Hüzün: Ruhun Derinliklerindeki Melodi
Hüzün, insan yaşamının en derin ve anlamlı duygularından biridir. Sevinç gibi doğal bir tepki ya da öfke gibi geçici bir duygu olmaktan ziyade, daha çok insanın varoluşuna dair derin bir farkındalığı ve içgörüyü temsil eder. Kimi zaman bir ayrılığın gölgesinde, kimi zaman bir hatıranın sessizliğinde kendini gösterir. Hüzün, acının estetikleşmiş bir hali olarak, insan ruhunun... Okumaya Devam et →
Sırr-ı Hüve’nin Anahtarı
Ah Sevgili; Parmağına diken batsa, benim yüreğim kanar. (S. Serçe) ------------------------------ Büyük bir Bilge, öğrencileriyle nehir kıyısında geziniyordu. Birden ağlamaya başladı. Öğrencileri endişeyle: “Efendim neyiniz var?” diye sordular. Acı içinde kıvranan Bilge: “Görmüyor musunuz, karşı kıyıda beni dövüyorlar!” dedi. Baktılar; bir grup zorba fakir bir balıkçıyı kırbaçlıyordu. Sırtı kırbaç yaralarıyla dolu adamı kurtarıp Bilge’nin yanına... Okumaya Devam et →
Hiç Bitmeyen Mektup
Mektup kelimesi Arapça ktb kökünden gelen maktūb مكتوب “yazılmış, yazı” sözcüğünden türetilmiştir. Aynı kökten gelen kitāb كتاب ise “yazılı şey, belge, kitap” sözcüğünden… O halde kitap bir mektuptur. Ben size bugün okunması hiç bitmeyen mektubun hikayesini anlatacağım... “Bu nedir babaanne? Çanta mı?” Cevap yok… Dudakları kımıldıyor ama bir şey söylemiyor… “Ne güzel inciler boncuklar var... Okumaya Devam et →
Hazel’in Ukdesi
İnsanı tarif ederken hocamız, hayatı, hatıraları, duyguları, düşünceleri, hayalleri, umutları, özlemleri, anlatılmamış, bilinmezlikler içerisinde yazılmamış hikayeleri ile "noksan" olarak ifade ederdi. Tamamlanmayan insan hikayelerinde benim en çok sevdiğim şey "olamayışların" onlara kattığı görkem. Olamayışların onlara çok yakışması. Ancak o zaman hikayenin bir parçası olmaları... Tıpkı hikayemizin kahramanı Hazel'in yarım kalmış hikayesinin ona kattığı görkem gibi.... Okumaya Devam et →
Vehbi Vakkasoğlu: “Edebiyat, Çok İnce Bir Gönül Sanatıdır”
Zühre Dergisi: Sayın Vakkasoğlu, sizce edebiyat nedir? Vehbi Vakkasoğlu: Sorunun cevabı kendi içinde aslında; “edebiyat” edep demek. Edebe dair olan söz, yazı, çizim, her ne iletişim yöntemi varsa, bütününe edebiyat diyebiliriz. Dolayısıyla edepten uzak ahlaksız yazılara, çizimlere, romanlara, hikayelere, denemelere, yazının ve sözün her türlüsüne edebiyat demek uygun değildir diye düşünürüm. Zühre Dergisi: Yıllardır öğretmen... Okumaya Devam et →
Gerçek Sevda Gönül Suskunluğunda
Yanımda olsan, ne çıkar? Bir gölge gibi sessizce kayar, Ellerin ellerime hiç dokunmasa, Varlığın, yokluğunu nasıl unutturur bana ? Yokluğun bir esinti, derin ve serin, Sözlerin yeter, kalbime bir ferin. Bir mektubun gelir, bir umut olur. Yaraları sarar, ruhumu bulur. Yanında olmak nedir ki aslında? Adımlarla ölçülen bir masal mı yalnızca? Uzaklık dediğin, haritada mıdır?... Okumaya Devam et →
Merhaba Dünya!
Şimdi ; "Her dem yeniden doğarız /Kim usanası bundan” diyen Yunus gibi Yine, yeniden doğmanın günü bugün Taze bismillahı bir kez daha zikretmenin Sözü bal ile yağ etmenin günü bugün Aks-i sedası da güzel olsun diye güzel söylemenin Sözün tesirini gönüldeki manada aramanın Bilmem kaçıncı defa niyet almanın günü bugün Güven kaybı tekrar tekrar hatırlatılıyor... Okumaya Devam et →
Zühre: Gökte Yıldız, Yerde Söz
“Allah Nur üstüne Nurdur.” (Kur’an-ı Kerim) “Tanrı ışıktır; O’nda hiç karanlık yoktur.” (İncil) ------------------------------ Okullarda çocuklara maddenin halleri katı, sıvı ve gaz olarak 3 diye öğretilir. Varlığın, fiziğin ötesine taşan boyutu bir yana, fiziki olarak bile maddenin aldığı haller bundan daha fazladır. Bilimin bugün ulaştığı seviyede maddenin klasik üç halin dışında; plazma, sıvı kristal, amorf... Okumaya Devam et →
Arayanın Bulduğu
Göz gördü, akıl anladı ki insan, Kainat Kur'an'ının en büyük ayeti, ubudiyyet vazifesiyle görevlendirilmiş bir abdi, hayat sahipleri içerisinde ziyadesiyle ihtiyaç sahibi ve kainat denilen sarayda en mükerrem misafir... Dostoyevski "Suç ve Ceza" kitabında "Herkesin gidebileceği bir yeri olmalı" der ve ilave eder "Çünkü öyle bir an olur ki insanın mutlaka bir yere gitmesi gerekir"...... Okumaya Devam et →
Bu Sana mı İstanbul’a mı Veda?
Ellerinin sıcaklığı ellerimde, Esen rüzgarın tınısı kulağımda, Gözlerinin cezbi ta içimde , Ayrılırken yüreğim sende Bu sana mı İstanbul’a mı veda ? Karşımda Galata Kulesi, Uçuşan martıların kanat sesi , Yanı başımda sevdiğimin nefesi, Ayrılırken yüreğim sende Bu sana mı İstanbul’a mı veda ? Ayrılık çeşmesinin suyundan mı içtik? Yar! Herkesten, her şeyden vazgeçip sevdik. ... Okumaya Devam et →
